Gençliğin isyanı, diploma ayaklanması

Gençliğin isyanı, diploma ayaklanması

Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının ve beraberinde 28 kişinin üniversite diplomasının AKP iktidarı – çıkar ortaklığıyla iptal edilmesi ve 100’ü aşkın belediye personelinin işine son verilmesi, alenen (seçme-seçilme başta olmak üzere) hak gaspı girişimi, AKP iktidarının hukuku ve halk iradesini hiçe saymasının yeni bir adımıydı.

19 Mart sonrası ivedilikle harekete geçip bugün de devam etmekte olan halk ayaklanması, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin “Üniversitemiz irade gaspına araç olamaz” demek için sokağa çıkmasıyla başladı. İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilere diğer üniversitelerden de destek gelmesiyle gençlik ve beraberinde halk harekete geçti. Bu gündemin ülkede mühim bir karşılığı olduğu, dolayısıyla halkta yankı oluşturduğu aşikardır ancak bu yazının konusu bu yankının üniversitelerden çıkan sesle büyüdüğü müjdesi ve hareketin devamında bu yankının iktidar için gerçek bir deprem vazifesi görmesi için sesimize verilecek yön üzerinedir.

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, “Diploma iptalini tanımıyoruz. Hukuksuzluğa karşı bir aradayız!” diyerek sokağa çıktı. Bu isyan, sadece üniversiteyi değil, toplumu sokağa döken bir harekete dönüştü.

Düzen siyasetinin gençlik hareketinin yaratmış olduğu direnişe yeterli desteği vermemesi ve eylemleri pasifize ederek toplumsal direnci kırma çabasının yanında “Z kuşağı apolitiktir.” söylemine karşı gençlik metropolden taşrasına kadar direnişte ısrar etmiş, faşist AKP- MHP iktidarının, sermayedarlarının maşası olan polislerinin baskılarına ve işkencelerine rağmen bu kavgayı bir adım da olsa öne taşıma dirayetini göstermiştir.

Gençliğin öncülüğünde gelişen bu hareket, bir taraftan da neo-kapitalizmin gençlik üzerindeki egemenliğini kırma arayışıdır. Marksist teoriye göre, egemen sınıflar, toplumsal düzenin devamını sağlamak için hem ekonomik hem de ideolojik bir hegemonyaya sahiptirler. Gençliğin büyük çoğunluğu, toplumun alt sınıflarına dahil olmasına rağmen, egemen sınıfın ideolojik aygıtları tarafından sürekli biçimlendirilmeye çalışılmaktadır. Bu şekillendirme, eğitim sistemi aracılığıyla, kültürel normlarla ve medya ile gençlerin zihinlerinde egemen düşünceleri yerleştirme çabasıyla yapılır. Bugün Türkiye’deki üniversite öğrencileri, iktidarın dayattığı geleceksizliğe karşı isyan ediyor. Sermayenin elindeki üniversiteler, sadece gençlerin haklarını, iradelerini ve geleceğini çalmakla kalmıyor, aynı zamanda onları ideolojik olarak boyunduruk altına almayı amaçlıyor. İşte tam da bu noktada, gençlik, bu ideolojik tahakküme karşı, direnişçi bir isyan olarak ortaya çıkıyor.




Gençliğin artık hiçbir şeyi yok, korku dahil!




Bu ayaklanma, halkın yıllardır baskılanmış sesinin patlamasıyla başlamış olsa da, her şeyden önce, üniversitelerden taşan gençlik isyanının bir ifadesidir. Bu ülkede geleceksiz bırakılmaya, emeği sömürülmeye, özgürlüğü yok sayılmaya, düşünsel ve kültürel her türlü baskı altında yok sayılmaya çalışılan gençlik, yönü belirsiz de olsa bir isyan çağrısı yaparak egemen sisteme karşı çıkan öncü güç olmayı başarmıştır. Tam da bu noktada, bu isyanın talepleri nedir sorusuna en güzel cevap olarak şimdilik talebin isyan etmenin kendisinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sevindirici olan, bu ayaklanmanın yalnızca gençlik değil, halkın tüm kesimlerinin, yıllarca birikmiş öfkesinin bir tezahürü de olmasıdır.




“Direnişin dinamiği gençliktir”

Gençlik, toplumun en dinamik kesimidir diyoruz. Eğitim sistemi, iş gücü piyasası, sosyal ve kültürel baskılarla geleceksiz bırakılmaya çalışılan bir kuşağın içinde yer almak, bizleri sadece bu tarihlerde genç olma bahtsızlığına yakalanmış bir nesil olarak değil, aynı zamanda toplumsal değişimin öznesi olarak da var ediyor. Üniversitelerdeki baskılar, gençlerin düşünsel özgürlüklerini ellerinden alma amacını taşıyor. İktidar, üniversiteleri, medyayı ve eğitim sistemini, gençleri kendi ideolojik tahakkümleri altında şekillendirmek için kullanıyor.

Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversite öğrencileri de, sadece bir seçim manipülasyonuna tepki olarak değil asıl olarak egemen sınıfların dayatmalarına karşı seslerini yükseltmek için sokağa çıkmışlardır. Bu hareket, aynı zamanda gençliğin kendi özgürlük mücadelesini ve geleceğini kazanma arayışıdır.

Marks’ın dediği gibi, “Egemen fikirler, egemen sınıfın fikirleridir.” Gençlik, kendisine dayatılan bu egemen fikirleri reddederek, sermayenin ve egemen sınıfların dayattığı bu düzene karşı başkaldırıyor. Sadece kendi gelecekleri için değil, halk için bir kurtuluş mücadelesi yürütüyor.




Kurtuluşun yönü: Gençlik ve işçi sınıfının birleşmesi

Sokaklarda, kampüslerde ve mahallelerde yükselen bu isyanın devrimci bir hareket olarak büyümesi için önemli bir adım, isyanın işçi sınıfı ile birleşmesidir.

Her sokakta, her meydanda, her kampüste, her fabrikada birleştirici bir güç yaratmak ve bu gücü, kapitalizme karşı büyütmek gerekmektedir. Çünkü gençlik de, işçi sınıfı da, kapitalizmin yarattığı güvencesizlik, sömürü ve eşitsizlikle mücadele etmektedir. İşçi sınıfının, üretim araçlarına sahip olamayan kesimlerin, ezilenlerin haklarını savunması ile gençliğin özgürlük ve eşitlik mücadelesi birbirine eklemlenir. Bu birleşim, ezilenlerin ortak bir güce dönüşmesini sağlar.

Gençliğin ve işçi sınıfının birliği, kapitalizme karşı büyüyen bu isyanın sürdürülebilir bir devrimci hareket haline gelmesinin temel koşuludur. Nitekim, iktidarın en büyük korkusu da bu birleşimin gücüne karşı doğar. İktidar sermayenin iktidarıdır, gençlikse işçi sınıfının gençliğidir, geçmişidir ve pek tabii geleceği olacaktır.

Geleceğimizi kazanacağız!




İsyan yalnız gençliğin değil, tamamıyla bütün bir sınıfın kavgasıdır. Bizler, tarihsel olarak büyük değişimlerin öznesiyiz. Geçmişin ve geleceğin tüm baskılarından kurtulmak, kendi kaderimizi ellerimize almak için birleştik. Gençliğin direncini ve cesaretini halkın direnişi yaptık. Yetmeyecek, egemen sınıfın ceplerimize doldurduğu kindar ve şoven kimliklerimizden kurtulup boşalan yerlere devrimci öfkemizi dolduracağız, yine birleşeceğiz. Mutlaka sokaklarda, mutlaka düşmanımızdan çok, mutlaka omuz omuza olacağız, ve sonunda mutlaka biz kazanacağız!

Total
0
Shares
Önceki makale
Saraçhane’den Taşan Direniş, Zincirlerini Kıran Gençlik

Saraçhane’den taşan direniş, zincirlerini kıran gençlik

Sonraki makale
Üniversiteden geleceğe yürümek için geçmiş mücadele deneyimlerimize bakış 2

Üniversiteden geleceğe yürümek için: Geçmiş mücadele deneyimlerimize bakış 2

İlgili Gönderiler
İşçi Sınıfının İktidarı için Kılavuz
Devamını oku

İşçi sınıfının iktidarı için Kılavuz

İşçi sınıfı, mavi-beyaz yaka gibi yapay ayrımları aşarak politik bir güç olarak siyaset sahnesinde yer almalıdır. Zengin bir azınlığın çıkarı için değil, milyonlarca emekçinin barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması için siyaset yapılmalıdır.