Üniversiteden geleceğe yürümek için: Geçmiş mücadele deneyimlerimize bakış – 1

Gençlik hareketi Türkiye devrimci hareketinin her daim temel taşıyıcılarından olmuştur. Tüm dünyada 68 hareketi üniversitelerde başlamış, Türkiye’de 60’ların sonu ve sonrası sosyalist hareket üniversiteler öncülüğünde gençliğin ellerinde yükselmiştir. Denizler Mahirler İbolar sosyalist fikirler ile öğrencilik yıllarında tanışmış, daha yirmili yaşlarında ise bu kavgada canlarını vermişlerdir.

Günümüzde ise sosyalistler ile gençlerin temas noktaları azalmış, sosyalist örgütler yaşlanmış, gençliğin ateşi sönmüş gözükmektedir. Sosyalist örgütler gençlik alanında faaliyet göstermekte zorlanmaya başlamış, bu sebeple stratejik olarak gençliğin öneminin azaldığı iddiaları bile ortaya atılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla yakın tarihimizde üniversite ve gençlik mücadelesinde neler olduğunu hatırlamak bu yanlışa düşmek önünde bir engel olmak için faydalı olacaktır. Bu üç sayılık yazı dizisinin ilk iki bölümünde 2014-2024 yılları üniversite mücadele geçmişini derleyerek, öncelikle unuttuklarımızı hatırlayalım istedik. Üçüncü bölümde ise derlemeden çıkarttığımız sonuçla kendimize bir yol haritası çizmeyi deneyeceğiz.

2015

  • İstanbul Üniversitesi rektörlük seçiminde en çok oyu alan Raşit Tükel’in değil daha az oy alan Mahmut Ak’ın atanmasıyla bir kriz ortaya çıktı. Aynı yıl farklı üniversitelerde de benzer atamalar yapıldı. Gençlik elbette ki bu meseleye kayıtsız kalmadı ve başta İstanbul Üniversitesi öğrencileri olmak üzere pek çok üniversitede bu atamalara karşı eylemler yapıldı. 2016 yılında rektörlük seçimleri kaldırıldı ve rektörlük meselesi tamamen cumhurbaşkanının inisiyatifine bırakıldı. Ama ilerleyen yıllarda rektör atamaları meselesi hiç bitmedi her zaman üniversitelerde bir meşruiyet sorunu ve mücadelesi devam etti.
  • Koç Üniversitesi’nde akademisyen ve üniversite personeli hakları için tüm üniversite bileşenleri bir forum düzenledi. Bu forum bir imza kampanyasına ve eyleme ön ayak oldu.
  • Mersin’de katledilen Özgecan Aslan cinayeti kamuoyunda büyük yankı buldu. Genç kadınların başını çektiği pek çok eylem yapıldı. Gelecek yıllarda da devlet politikaları sonucunda kadın cinayetleri artarak devam edecekti ama gençlik, katledilen hiçbir kadının hesabını sormaktan vazgeçmedi.
  • IŞİD eliyle gerçekleştirilen Suruç katliamı 33 gencecik devrimcinin canını aldı. Gençlik tüm üniversitelerde ve meydanlarda IŞID’e karşı eylemler ve ölen SGDF üyesi devrimcilerin anmalarında yer aldı ve her sene de meydanlardan hesap sormaya devam ediyor.
  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı yaşandı. Birçok üniversite öğrencisinin de yaşamını yitirdiği olayın ardından katliamlar tarihimize bir yenisi eklenmiş oldu. Her yıl üniversitelerde anma etkinlikleri de devrimciler tarafından düzenlenmeye devam etti.

2016

  • “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan akademisyenler büyük bir iktidar baskısına maruz kaldı. Barış akademisyenleri; soruşturmalar, odalarının basılması, hakaretler hatta “Oluk oluk kan akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” şeklinde tehditlere maruz kaldılar. Pek çok üniversitede öğrenciler, akademisyenlerine destek olmak için eylemler düzenledi onları yalnız bırakmadılar. Bu süreç bazı üniversitelerde devrimci gençlerin sürekli özel güvenlik ve faşist çetelerce saldırıya uğramasına sebep oldu. Disiplin cezalarıyla da karşı karşıya kalan devrimciler üniversitelerde ilerici akademisyenlerin de atılması, uzaklaştırılması süreçleriyle mevzi kaybetti.
  • Aladağ Adana’daki Süleymancılara ait cemaat yurdunda çıkan yangında 11 kız öğrenci ve 1 eğitmen yaşamını yitirdi. Çocukların en küçüğü 6 en büyüğü ise 11 yaşındaydı. 15 Temmuz darbe girişiminin de yaşandığı bu yıl gençlik, tarikatlara ve cemaatlere karşı laik ve parasız eğitimi savunmak için sokaklarda kampüslerde eylemlerde bulundu. Sorumlular yalnızca görevi kötüye kullanmak suçuyla yargılanıp 12 ila 8 yıl arası cezalar aldılar.

    2017

    • “Hocama Dokunma” eylemleri pek çok üniversitede sürdü. Öğrencilerin ve akademisyenlerin beraber yaptıkları eylemlerde basın açıklamaları, imza kampanyaları, dayanışma dersleri düzenlendi.
    • 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu öncesi gençlik üniversitelerden “Hayır” sloganını yükseltti. Pek çok üniversitede yaratıcı şekillerde direnen üniversiteliler “okula siyaset sokulmaz” diyen ama “Evet” propagandası yapan AKP’li vekilleri okullarda konuşturan zihniyetle kavgayı sürdürdü.
    • Referandum sonrası tüm Türkiye’de eylemler artarak devam etti. Mühürsüz oylar, seçim suçları ve bir sürü şaibe ile geçen referandum sonrasında başta gençlik olmak üzere meydanlarda eylemler yapıldı.

    2018

    • İktidar bu sefer de köklü üniversitelerdeki muhalif tavrı kırmak, üniversiteleri ve akademiyi kuşatma altına almak için üniversiteleri bölme hamlesi yaptı. İstanbul Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve çeşitli üniversitelerde yapılan bu hamleler öğrencilerin direnişiyle karşılaştı. “Üniversiteme Dokunma” sloganıyla yapılan eylemler gençliğin biat etmeyeceğini bir kez daha gösterdi.
    • Boğaziçi Üniversitesi’nde TSK tarafından Afrin’e yapılan saldırının üzerine lokum dağıtarak kutlama yapılmasına karşın tepki gösteren “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” yazılı pankart açan gençler gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencilerden 14’ü tutuklanmış, 8’i tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. “Bunların eşgallerini, her şeylerini belirlemek suretiyle de bu terörist gençlere bu üniversitelerde okuma hakkını vermeyeceğiz.” denilerek Erdoğan tarafından da tehdit edilen gençler için hem Boğaziçi Üniversitesi’nde hem de diğer üniversitelerde destek eylemleri yapıldı.

    2019

      • İstanbul Üniversitesinde kampüslerinin depremden hasar görmesi sebebiyle öğrenciler oturma eylemi yaptılar. Afet Acil Eylem Planının olmaması yapılan eylemlerde gözler önüne serildi.
      • Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile Tınaztepe Kampüsü’ne taşınmak istendi. Gerekli şartları sağlamayan yeni kampüse itiraz eden öğrenciler yaratıcı yöntemler kullanarak direniş eylemleri yaptılar.
      • Pek çok üniversitede fahiş yemek ve yurt zamları oldu. Öğrencilerin her geçen gün zorlaşan geçim sıkıntısı daha da yakıcı hale geldi. İstanbul Üniversitesi, İTÜ ve pek çok okulda öğrenciler zamlara karşı yaptıkları eylemlerden dolayı soruşturma ve cezalara maruz bırakıldılar.
      Total
      0
      Shares
      Önceki makale
      Kadınların Çifte Sömürüsüne Son Eşitlik için Sosyalist Mücadele

      Kadınların çifte sömürüsüne son! Eşitlik için sosyalist mücadele

      Sonraki makale

      "Bu düzen böyle gitmeyecek, ben direneceğim!"

      İlgili Gönderiler
      İşçi Sınıfının İktidarı için Kılavuz
      Devamını oku

      İşçi sınıfının iktidarı için Kılavuz

      İşçi sınıfı, mavi-beyaz yaka gibi yapay ayrımları aşarak politik bir güç olarak siyaset sahnesinde yer almalıdır. Zengin bir azınlığın çıkarı için değil, milyonlarca emekçinin barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması için siyaset yapılmalıdır.