Temel Conta San. Ve Tic. A.Ş.’ de 400 günü aşkın gündür: sendika ve TİS hakları, ücretlerin artması, işçi sağlığı ve güvenliğine uygun çalışma koşullarının sağlanması için grevde olan çoğu kadın Petrol-İş üyesi 16 işçi grevini sürdürüyor. İşçilerle, patronun işçilerin haklarını ve yasaları yok sayıp, kolluk desteği ile fabrikadan makinaları kaçırıp yeni açtığı fabrikaya getirmesini, grevi kırmaya çalışmasını ve yaşanan süreci konuştuk.
Kılavuz: Merhaba,400 günü aşkın süredir yılmadan grevinizi sürdürüyorsunuz. Öncelikle işçi sınıfının direniş tarihine geçecek olan azminizi ve mücadelenizi selamlıyoruz. Teftiş heyetinin fabrikayı ilk kez denetime geldiği günden itibaren bugüne kadar geçen süreci dair kısa bir değerlendirme yapar mısınız?
Z. Z.: Biz hakkımız olan için mücadeleye başladık. Onlar ise başından beri suç işliyor. Fabrikaya teftişe ilk geldiklerinde sendika avukatımızı ve temsilcimizi almadılar. İkinci teftişte ise hepimiz kapının önünde bekledik. Birçok kurum da dayanışma için geldi. Bu sefer sendika avukatımızı ve temsilcimiz içeri girdi.
Bir süre sonra makineleri kaçırdılar. Biz de aldıkları desteğe rağmen buna izin vermemek için günlerce direndik. Çadırda gece gündüz bekledik. Çünkü o makineler bizim makinelerimizdi. Yıllarca biz çalıştık, bizim emeğimiz var orada. Emeğimizi alıp götürdüler, çocuklarımızın hakkını alıp götürdüler.
Bu yüzden sonuna kadar buradayız, pes etmeyeceğiz. İstedikleri kadar grev kırıcılığı yapsınlar, istedikleri kadar hukuksuz davransınlar; biz dönmeyeceğiz. Haklı mücadelemizin sonuna kadar arkasındayız.
Zaten başından beri suç işliyorlar. Sendika hakkımızı engellediler, toplu iş sözleşmesi hakkımızı engellediler. Zamanında hakkımız olanı kabul etselerdi bu noktaya gelinmezdi.
Kılavuz: Temel Conta patronu Tamer KİP grev devam ederken fabrikadan makinaları ve ham maddeyi taşıdı. Bu hukuksuz uygulama süreci nasıl oldu ve sizler buna karşılık nasıl bir hazırlık yapmıştınız?
Ş. S. : Gece nöbetleri tutmaya başladık. Dayanışma grubu kuruldu. Mahkeme süreci de zaten devam ediyor. Bu yaptıkları ilk suçu da değil. Daha önce de greve ilk çıktığımızda makineleri kaçırmaya çalışmışlardı.
Grev kırıcılığı davamız sürüyor ama mahkemenin uzaması, yaptıklarının hiçbir yaptırımı olmaması patronu daha da büyük bir suça teşvik etti. “Ben buradan makineleri, ham maddeleri Torbalı’ya kaçırırım ve grevi bitiririm” dedi. Ama biz elimizden gelen mücadeleyi verdik. Gece nöbetleri tuttuk. Polislerin önünde kalkanlara karşı biz kalkan olduk; makinelerimiz gitmesin diye direndik.
Bugün de Torbalı Pancar’da makinelerimizin olduğu yerde grevimiz devam ediyor, edecek de. Bu mücadele sadece burada kalmayacak çünkü hukuki süreç devam ediyor. Haklı olan biziz. Makinelerimizi kaçırdı, grev kırıcılığı suçunu o işledi.
Ama insan sitem etmeden de duramıyor. Başından beri anayasal hakkımız olan sendika hakkımız gasp edildi, TİS hakkımız gasp edildi, grev hakkımız kırılıyor. Ama patrona hiçbir yaptırım yok. Biz mücadele eden işçilerin direnmekten başka bir çaresi yok.
S. K. : Biz mücadele eden işçilerin direnmekten başka bir çaresi yok. Biz direnmekten hiçbir zaman gocunmadık. Başımız dik direniyoruz, mücadele ediyoruz. Ama artık şu sınıf dayanışmasını slogandan çıkarıp gerçek anlamda görmek istiyoruz. İzmir halkını burada görmek istiyoruz. Grev kırmak için iş başvurusuna gelmesinler; dayanışmaya gelsinler.
Bizim soframızdan, çocuklarımızın ekmeğini çalan tarafta olmasınlar. Çünkü patronların zaten yeterince ekmeği var. Bizim ise o ekmeği birlikte bölüşmeye ihtiyacımız var artık.
Kılavuz: Grev devam ettiği sürece fabrikada üretim araçlarını ve hammaddeyi taşıyamaz, greve çıkan işçilerin yerine yeni işçi alamaz ancak Tamer KİP yasal olmayan bu uygulamaları gerçekleştirdi. Bunu nasıl yaptı?
Ş.S. : Bunu neye dayanarak yapıyorlar, arkalarında kimler var? Bu soruların cevabını net olarak bilmiyorum. Bilmediğim için de kesin bir şey söyleyemiyorum. Ama arkasında güçlü birilerinin olduğu belli.
Adalet Bakanlığı’nın binası var ama içinde adalet yok. Çalışma Bakanlığı’nın binası var ama çalışanın hakkını savunacak tek bir yetkili yok.
Kılavuz: 17 Ocak sabahına dönecek olursak, müdahalenin olduğu o sabah sizler ve sizlere destek olan sosyalist örgütlerle birlikte emeğinizi savundunuz. Süreci ve o sabah yaşananları anlatır mısınız?
Z. Z. : Çalışma Bakanlığı’ndan gelen herhangi bir izin yoktu. Bir dilekçe yazılmış: “Adres değişikliği yapacağız, Kemalpaşa’daki makinelerimizi Torbalı Pancar’a taşıyacağız” diye.
İl Çalışma Müdürlüğü burada grev olduğunu bildiği için Çalışma Bakanlığı’ndan görüş istemiş. Gelen görüşte aynen şu yazıyordu: “Mülki amirden destek alın, olaysız bir şekilde makineleri çıkarın.” Yani açıkça kaçırın demekti bu.
Bir hafta öncesinden taşınacaklarının haberini aldık ama hangi gün olacağı net değildi. O sabah biz çadırda gece nöbetindeydik. Dayanışma için gelen arkadaşlar da vardı.
Saat dört buçuk–beş civarında Çevik Kuvvet geldi. Bir anda bizi ablukaya aldılar. Direndik ama sayıca az olduğumuz için çok fazla bir şey yapamadık.
Sonrasında sendikamız ve dayanışmaya gelenler ile hep birlikte yine direndik. Ama usulsüz bir şekilde makinelerimizi kaçırdılar. Ardından biz de Torbalı’ya geldik. Çünkü o makineler bizimdi, bizim emeğimizdi.
Kılavuz: Fabrikanın conta üretip sattığı birçok firma var. Grevden sonra bu firmaların anlaşması devam etti mi?
Sinem: Bu süreçte birçok firma, Tesla, BMC, Türk Traktör, Temel Conta’dan çekildi. Ancak Ford çekilmediği gibi işvereni de grev kırıcılığı konusunda teşvik ediyor. Çünkü burada Q1 belgesi var. Bu belge, Ford için en kaliteli ve en hızlı üretimin burada yapıldığı anlamına geliyor. Ford’un buradaki üretimi hiç durmadı. Grev kırıcılığı ilk Ford kalıplarıyla başladı, Ford ürünleriyle devam etti. Yani evet, grevi fiilen kıran Temel Conta patronudur. Ama üretimini yaptığı Ford da burada dolaylı olarak grev kırıcılığından sorumludur.
Burada 16 işçi 413 gündür mücadele ediyor. Her yerde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Ford, tedarikçilerini çok iyi biliyor. Buna rağmen sessiz kalması, kendi çıkarı için 16 işçinin hakkının gasp edilmesine göz yummasıdır. Bunu kabul edemiyoruz.
Bu yüzden diyoruz ki: Grev kırıcısı sadece Temel Conta patronu Tamer KİP ama eşittir Ford.
Kılavuz: Grev çadırınızı makinaların taşındığı Kemalpaşa’da ki fabrikadan Torbalı Pancar’daki fabrikanın önüne taşıdınız. Bundan sonraki süreç için buradan bir çağrı yapmak ister misiniz?
S. K. : Onların arkasında mülki amirin, Çalışma Bakanlığı’nın ve Adalet Bakanlığı’nın desteği var. Doğrudan “biz destek veriyoruz” demeseler de yaptıklarıyla patronun yanında durdukları açıkça görülüyor.
Bugüne kadar mücadele eden 16 işçinin hakkını savunacak tek bir adım atılmadı. Grev kırıcılığı davamız bir buçuk yıldır sürüyor ve hâlâ sonuçlanmadı. Sendika hakkımız, toplu iş sözleşmesi hakkımız gasp edildi ama ne Çalışma Bakanlığı’ndan ne de Adalet Bakanlığı’ndan suç işleyen Temel Conta patronuna herhangi bir yaptırım uygulandı.
Biz de soruyoruz: Adalet sadece zenginler için mi var!
Biz burada emeğimiz için, hakkımız için, çocuklarımızın ekmeği için mücadele ediyoruz. Anayasada yazan ve bize tanınan haklarımız için direniyoruz. Çalışma Bakanlığı’nın da Adalet Bakanlığı’nın da tarafsız davranmasını, bizim hakkımızı da savunmasını istiyoruz.
423 gündür mücadele ediyoruz. Bu mücadele sadece grev çadırında değil; evlerimizde, çocuklarımızla, eşlerimizle birlikte sürüyor. Biz bu ülkenin vatandaşıyız. Biz de insanız. Köle değiliz; işçiyiz, emekçiyiz. Bizim emeğimiz, patronun bize layık gördüğü kadar ucuz değildir.
Bu yüzden sonuna kadar direneceğiz!










